İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - NeFeS

Sayfa: [1] 2 3 ... 14
1
Yeni yılınız şimdiden kutlu olsun

2
Yemek tarifleri / Gelin pastası tarifi
« : Aralık 23, 2019, 07:39:40 ÖS »
Malzemeler

4 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Muhallebisi için:

1 litre süt
1 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı buğday nişastası
1 paket vanilya
1 paket krem şanti
1 paket Hindistan cevizi
Hazırlanışı

Öncelikle kek için derin bir kaba yumurta ve şekeri çırpın.

Sonrasında diğer malzemeleri ekleyin ve çırpmaya devam edin.

Elde ettiğiniz kek harcını, yağlanmış büyük dikdörtgen kalıba dökün.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15 dakika kadar pişirin.

Kürdan kontrolü yaptıktan sonra keki fırından alın ve oda sıcaklığında soğumaya bırakın.

Muhallebisi için gerekli olan toz krem şanti haricindeki malzemeleri, tencereye alıp karıştırın.
Elde ettiğiniz karışımı, ocağın üzerinde kaynayıp kıvam alıncaya kadar karıştırarak pişirin.

Pişirdiğiniz muhallebiyi ocaktan alın ve ılındıktan sonra üzerine toz krem şanti ekleyip mikser yardımı ile 2 dakika çırpın.

Keki ıslatmak için gerekli olan 3 su bardağı soğuk süt ile toz şekeri, bir kapta şeker eriyene kadar karıştırın.

Elde ettiğiniz şekerli sütü, soğuk kekin üzerine dökün.

Islattığınız kekin üzerine muhallebiyi dökün ve düzgün bir şekilde yayın.

Son olarak hazırladığınız gelin tatlısının üzerini, bolca Hindistan cevizi ile kaplayın.

1-2 saat buzdolabında dinlendirdikten sonra dilimleyip ve arzuya göre süsleyerek servis edin.

3
Kendi çocuk yaşlarınızı bir düşünür müsünüz? Okuma alışkanlığını nasıl kazandığınızı. Belki ablanız, belki öğretmeniniz belki anne ya da babanız size okudukları, aldıkları bol resimli hayal gücünü geliştiren kitaplarla okuma alışkanlığınızın yerleşmesini sağladılar.

Şimdi yetişkin biri olarak şunu fark ediyorsunuzdur ki; okuyan çocuk, okuyan yetişkin oluyor. Okumaya çocuk yaşlarında başlayan birçok yetişkin tüm yaşamları boyunca okuyarak öğrenmeye ve kendini geliştirmeye devam eder.

 Peki, şimdi kendi çocuğunuza bu alışkanlığı nasıl kazandıracaksınız? Siz ve eşiniz kitap okumayı çok seviyor ama çocuğunuz sevmiyor…Eyvah demeden önce çocuğunuzun ilgi alanlarını keşfedin.

Günümüzde çocukların dikkatini dağıtan ve çeldirici işlev gören; televizyon, çizgi filmler, bilgisayar oyunları var. Bu kadar süslü görüntüleri ve heyecanı bırakıp kitap okuma alışkanlığını nasıl geliştirebileceğinizi düşünüyorsanız, haksız sayılmazsınız. Çocuğunuzu bu ortamdan uzaklaştırıp okuma hevesini aşılamanın imkansız olduğunu düşünüyorsanız aşağıdaki tavsiyeler umarım işinize yarar.

1   Siz kitap okuyorsunuz ama çocuğunuz bunu görüyor mu?

Belki hepiniz öncelikle onlara kitap okumanın ilk sırada yer aldığını düşünüyordunuz. Ama eğitimde modelleme kişinin bilinçaltı ve bilinç üstünün şekillenmesini sağlıyor. Çocuğunuz sizi kitap okurken gördüğünde bu alışkanlığın değerli, önemli ve eğlenceli olduğunu düşünecektir. Unutmayın çocuğunuz söylediğinizi değil yaptığınızı örnek alacaktır.

2   Çocuğunuza düzenli olarak okuyun
Hepimiz biliriz ki çocuklara özellikle yatmadan önce kitap okumak onların hayalgücünü geliştirecek önemli bir ritüeldir. Yalnızca bu düzenli bir aktivite olmalıdır.

3   Sohbet oluşturarak okuduklarınızdan alıntı yapın
Elbette okuduğunuz her kitaptan sonra onlara anlama testi yapmanız gerekmez. Doğrudan ne anladın şeklinde sorular sormak yerine sohbet ortamı içinde yaşadığınız bazı olayları sence, “Harry Potter böyle bir durumda ne yapardı” diye sorup onu ve kitaptaki kahramanları hayatınıza dahil edin. Bu hem çocuğunuzun okudukları üzerinde düşünmesini hem de okuduklarını hayatına uyarlamasını sağlayacağından muhakeme yeteneğini geliştirecektir.

4   Çocuklarınızın günlük yazmasını teşvik edin
Okumak ve yazmak birbirini besleyen ve destekleyen alışkanlıklardır. Ne kadar basit olursa olsun çocuğunuz yazmasını teşvik edin. Belki bu, yaşadıklarından bahsedeceği bir günlük olabilir ya da kişisel yazı ve şiirlerini toplayacağınız kartondan bir kitap denemsi olabilir. İlk kitabım diyebileceği kendi yazdıklarını toparlayabileceğiniz bir çalışma olabilir. Hatta bu kişisel kitabı kütüphanenizdeki diğer kitapların yanında yer alması onun çok hoşuna gidecektir. Böylece ilk kitabını daha çocukken yazmış olacak :)

5   Onlarla kitap alışverişi yapın
Ülkemizde pek çok kitap market var. Onları kitapların dünyasına götürün. İstediği, beğendiği kitabı almasına izin verin. Orada vakit geçirin hatta cafesi olan bir yer seçerseniz almadan önce keyfince bakabileceği ve en çok istediğini alabileceği fırsatı oluşturmuş olursunuz. Aynı zamanda kendisi gibi başka çocuklarında sevinçle kitapları incelediğini gördüğünde kitap okuma isteği artacaktır.

Alıntıdır 👇

4
Yemek tarifleri / Ekmek Kadayıfı Tarifi
« : Aralık 23, 2019, 09:26:32 ÖÖ »
Ekmek Kadayıfı Tarifi İçin Malzemeler
Keki için;

3 adet yumurta,
2 Türk kahvesi fincanı toz şeker,
2 yemek kaşığı süt.
3 Türk kahvesi fincanı un,
1 paket kabartma tozu (10 gram),
1 paket vanilya (5 gram).
Karamel şerbeti için;

3 su bardağı sıcak su,
3 su bardağı toz şeker.
Kreması için;

2 buçuk su bardağı süt ,
3 yemek kaşığı un,
2 yemek kaşığı Hindistan cevizi,
3 yemek kaşığı toz şeker,
1 paket vanilya (5 gram).

Ekmek Kadayıfı Yapılışı
Ekmek kadayıfı yapmak için öncelikle keki hazırlanır.
Kek hamurunu hazırlamak için yumurta ve toz şeker, derin bir kap içerisinde mikser yardımı ile 1 dakika kadar çırpılır.
Üzerine 2 yemek kaşığı süt eklenip, karıştırılır.
Elde edilen karışıma kabartma tozu, vanilya ve un, elenerek ilave edilip, karıştırılır.
Hazırlanan kek hamuru, yağlı kağıt serili küçük boy dikdörtgen borcam tepsiye dökülür.
Önceden ısıtılmış 170° fırında, fırın kapağını hiç açmadan 20 dakika pişirilir.
Daha sonra kürdan kontrolü yapılır ve pişirilen kek fırından alınıp, oda ısısından iyice soğuyana kadar bekletilir.
Kremasını hazırlamak için süt, toz şeker ve un tencereye alınır ve pürüzsüz hal alıncaya kadar tel çırpıcı ile karıştırılır.
Elde edilen karışım ocağın üzerinde kıvam alıncaya kadar sürekli karıştırarak pişirilir.
Koyulaşan krema ocaktan alınır ve içerisine vanilya ile hindistan cevizi eklenip karıştırılır.

 

Karamel şerbetini hazırlamak için, 3 su bardağı toz şeker tencereye alınıp, kısık ateşte eritilir (şekeri eritirken karıştırmayın, tencereyi hafifçe çevirip, sallayın).
Şeker eriyip, kahve rengi olunca, üzerine 3 su bardağı sıcak su ilave edilir (dikkatli olun suyu ekleyince şeker donuyor ve patlayabiliyor).
Hazırlanan karamel şerbeti, şeker tamamen eriyinceye kadar kaynatılıp, ocaktan alınır.

 

Kek iyice soğuduktan sonra, borcamdan çıkartılır ve bıçak yardımı ile enlemesine ortadan ikiye bölünür.
Alt taban kek tekrar borcam içerisine yerleştirilir.
İlk sıcaklığı çıkan karemel şerbetin yarısı, taban kekin üzerine gezdirilir.
Islatılan kekin üzerine krema dökülüp, eşit şekilde yaydırılır ve diğer kek parçası üzerine kapatılır.
Kekin şerbeti daha iyi çekmesi için üzerine kürdanla gelişi güzel delikler açılır.
Kalan karamel şerbet, kekin her yerine eşit şekilde gezdirilerek dökülür.
Hazırlanan ekmek kadayıfı buzdolabına kaldırılır ve en az 4-5 saat, mümkünse 1 gece dinlendirilir.
Dinlendirilen tatlı dolaptan alınıp dilimlenip, kaymak veya dondurma eşliğinde servis edilebilir.

5
Burada içiniden ne geçiyorsa onu yazıp duygularınızı sözlerle  İfade edebilirsiniz

6
Yemek tarifleri / Tencerede Kuzu Kapama
« : Aralık 18, 2019, 12:41:08 ÖÖ »
Malzemeleri

1 kilo kemikli kuzu eti (kuzu kalça)
2 baş kuru soğan
7-8 tane karabiber
İstenildiği kadar tuz bir çay bardağı su
Tencerede Kuzu Kapama Tarifi'nin Yapılışı

Yıkanmış 3-4 parçaya bölünmüş kemikli etimizi tencereye alalım üzerine iki parçaya bölünmüş soğanları, tane karabiberleri, tuzu ve suyu katıp önce 2 dakika harlı ateşte daha sonra kapağını kapatıp en küçük bölmenin en az ateşinde 1. 5-2 saat pişirelim. Bu pişme buharda pişme oluyor ve sonunda etimiz lime lime olabiliyor bunu daha sona teflon bir tepsiye alıp üzeri pembeleşene kadar fırına veriyoruz. Pilav eşliğinde servis ediyoruz.

Afiyet olsun

7
Yemek tarifleri / Patatesli İçli Köfte
« : Aralık 18, 2019, 12:39:16 ÖÖ »
Malzemeleri

Köftesi İçin;

1 büyük su bardağı köftelik bulgur
Aynı bardakla sıcak su
1 adet yumurta
1 yemek kaşığı domates salçası
3 yemek kaşığı un
Tuz
Pul biber

İç Malzemesi;

1 adet haşlanmış patates (büyük)
2 adet kuru soğan (büyük)
1 yemek kaşığı dolusu tereyağı
Tuz
Karabiber
Kimyon
Pul biber
Köfteleri kızartma için sıvı yağ
Patatesli İçli Köfte Tarifi'nin Yapılışı

Küçük bir tencereye doğradığımız soğanları koyup tereyağında kavuruyoruz.
Haşlanmış ve ezilmiş patatesi de soğanların için ilave ediyoruz.
Tuzunu ve baharatlarını da katıp biraz daha kavurup soğumaya bırakıyoruz.
Bulgurun üzerine sıcak suyu döküp şişmesini sağlıyoruz.
Köfte malzemelerini bulgurun içine alıp elimizi hafif ıslatarak iyice yoğuruyoruz.
Yoğurma esnasında fazla su koyarsanız cıvık olur açmakta zorlanırsınız.
Cevizden biraz daha büyük parçalar alıp açıyoruz.
Bir tatlı kaşığı iç harcından koyup kapatıyoruz.
Bir tatlı kaşığı iç harcından koyup kapatıyoruz.
Biraz dolapta bekletip bol kızgın yağda kızartıyoruz.
Arzuya göre üzerine salçası sos yapabilirsiniz.
Ya da ketçapla da servis edebilirsiniz.
Afiyetle sevgiyle kalın.

8
Atatürk köşesi / Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar
« : Aralık 17, 2019, 02:59:03 ÖS »
Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar
Yanık Ömer (3.99 Mb)
Kırmızı Gülün Âli Var (3.32 Mb)
Sobalarında Guru da Meşe Yanıyor Efem (4.64 Mb)
Çökertmeden Çıktımda Halilim (3.80 Mb)
Mehrali Bey Ağıtı (4.06 Mb)
Ata Barı (1.73 Mb)
Mızıka Çalındı Düğünmü Sandın (4.27 Mb)
Köroğlu Solağı (3.55 Mb)
Yanık Ömer (3.79 Mb)
Dağlar Dağlar Alişimin Kaşları Kare (3.44 Mb)
Sarı Zeybek (4.60 Mb)
Havada Bulut Yok (4.74 Mb)
Kışlalar Doldu Bugün (2.05 Mb)
Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa (2.78 Mb)
Merhaba Mustafa Kemal Paşa
Bayati Taksim (2.95 Mb)
Merhaba (1.99 Mb)
Bayati S. Se (6.70 Mb)
Viola - Kanun (2.20 Mb)
Atanın Sevgi Nefesi (3.95 Mb)
Mustafa Kemal (2.81 Mb)
Ritim Sol (639 Kb)
Merhaba (1.99 Mb)
Sarayburnu 1934 (5.32 Mb)
Ud Taksim (3.17 Mb)
Keman Solo (2.66 Mb)
Ataya Merhaba (2.00 Mb)

9
Sizin önümüze iki şık konulsa ve birini seçin dense Siz hangisini seçerdiniz Sizce Sevmek mi sevilmek mi daha değerlidir Sevilmek mi Sevmek mi isterdiniz ?

10
Atatürk köşesi / ATATÜRK’Ü ANLAMAK VE SEVMEK
« : Aralık 16, 2019, 11:37:00 ÖÖ »
 Önder GÖÇGÜN**
Sayın Valim, Belediye Başkanım, Tugay Komutanım, Başsavcım, Rektörüm, İl Jandarma Komutanım, Denizlimizin Oda Başkanları, sivil toplum örgütlerinin Başkan ve üyeleri, Üniversitemizin Yöneticileri, Dekan, Enstitü, Yüksekokul, Merkez Müdürleri, Akademisyen arkadaşlarım, uzaktan yakından teşrifleriyle bizleri onurlandıran saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, gönüllerindeki engin Atatürk sevgisi ile Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nin bu en büyük ana salonunu binanın dışına kadar tıklım tıklım doldurarak Atatürk’ün büyük ismi etrafında bu konferansımıza canlılık ve renk katan, anlam ve derinlik kazandırarak bize şevk ve heyecan veren sevgili öğrenci kardeşlerim, yazılı ve görsel basınımızın değerli temsilcileri;
44 yıllık meslek hayatımın 40 yılı idarecilikle geçti. Bu zaman zarfında çeşitli üniversitelerde Atatürk Araştırma ve Uygulama Merkezleri’nin kuruluşunda bizzat yer ve görev aldım. Üniversitemizde de böyle bir merkeze duyulan ihtiyaç, her türlü takdirin üstünde idi. Zaten 2547 sayılı Üniversiteler Kanunu, üniversitelere ve dolayısıyla Rektörlüklere bu görevi vermiş bulunuyordu.
Bu bağlamda, öteden beri bu merkezimiz çalışmalarını, biraz önce değerli Başkanımız, Sayın, Doç Dr. Mithat Aydın’ın da ifade ettiği gibi, sürdürmekteydi. Bugün, kendisine ayrılan özel bir binaya taşınması ve burasının açılışının gerçekleştirilmiş olması, bizler için son derece büyük anlam taşımaktadır. İşte bu açılış töreni münasebetiyle, “Atatürk’ü Anlamak ve Sevmek” başlığı altında vereceğimiz bu konferansı düzenlemeyi uygun gördük.
Ben bu konu etrafında, sizlere dilimin döndüğünce bazı noktaları hatırlatmaya çalışacağım. Çünkü Atatürk, bilindiği gibi dünya üzerinde 20. yüzyıla damgasını vurmuş, tek ve emsalsiz bir liderdir.
Bu bir subjektif yaklaşım değil, bu bir öznel oluş değil, bu doğrudan doğruya yabancıların da bizzat tespit ve kararları ile ortaya konulmuş bir gerçeğin ifadesidir.
Nitekim, 1963’de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John Kennedy:
“Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan hür ve müstakil Türkiye’nin doğması, Yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilân etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ün ve Türk halkının eseridir.”

alıntıdır

11
 Eğer sihirli bir degnek ya da ilahi bir güç ya da Alaaddin’in sihirli lambası İçimdeki cin Kısacası size bir dilek şansı hakkı verilseydi bunu nasıl ve ne şekilde değerlendirirdiniz neler ya da ne dilerdiniz

12
Makaleler / Sevginin Ölçüsü Ne Olmalı?
« : Aralık 14, 2019, 05:49:31 ÖÖ »
Çocuklar anne babaların hayatlarındaki en önemli varlıklardır. Uzun süren bir bekleyişin ardından kavuştukları çocuklarına ellerinden gelen ne varsa vermeye, imkanlarını onlar için seferber etmeye hazırlardır. Bazen ebeveynler kendi çocukluklarından kalan hayallerini, eksikliklerini, yaşayamadıklarını da çocuklarına sunarak bir nevi telafi etme hevesi içinde olabilirler. Bütün bu hayaller ve yoğun duygular içinde yaşarken anne babalar çocuklarına sundukları sevgi ve ilginin ölçüsü hakkında kafa karışıklığı da yaşayabilirler. Toplumun içerisinde var olan “Çok sarılma, şımarmasın”, “Biraz sert ol ki her istediğini yaptırabileceğini sanmasın” gibi birbirinden değişik düşünce temelli mesajlar da ebeveynlerin kaygılarını arttırabilir. Özellikle anne ve baba olma modelleri de oldukça yerleşmiştir toplumumuzda. Anneler daha toleranslı ve izin veren, babalar ise kuralları koyan ve sözü dinlenen bir rol üstlenir çoğu zaman. Halbuki çocuğa gösterilecek sevgi boyutu ve şekli o denli karmaşık değildir.
Çocukların doğdukları andan gelişimlerinin devam edip birer yetişkin oldukları yıllara kadar önemsenmesi gereken iki temel kural vardır:
İlki çocukların sevgiye ve ilgiye ihtiyaç duyduklarıdır. Anne karnında son derece güvende ve sakin bir ortamda yaşarken doğumla birlikte hiç tanımadığı yüzlerin, seslerin olduğu bir dünyaya merhaba der. Bu durum çocuk için yeteri kadar zordur. Gördüğü ve deneyimlediği her şey onun için yenidir. Bu adaptasyon döneminde çocuğun ihtiyacı olan en önemli güç “güvenme” duygusudur. Çocuk, neye güvenip neye güvenemeyeceğini öğrenmeye çalışır. Bu dönemde anne ve babanın onun ihtiyaçlarına karşılık vermesi ve sevgilerini hissettirmeleri çok önemlidir.
İkincisi ise, çocukların sınırlara ve kurallara ihtiyaç duyduklarıdır. Çocuğun belirsizliğin içinde sınırlarını tanıması oldukça zordur. Neyi nereye kadar yapabileceğini bilmek çocuğun davranışlarını organize edebilmesi açısından önemlidir. Kimi zaman ebeveynler çocuklarına sınır koymanın onu herhangi bir şeyden mahrum etmek manasına geldiğini düşünebilirler. İmkanları varken çocuklarına her şeyi sunmak niyetinde olduklarını da söyleyebilirler. Fakat unutmamalıdır ki, çocuğun ihtiyacı olan şey sonsuz vericilik değil, verilenle neler yapabileceği becerisidir.
Ebeveynler çocuklarına olan sevgilerini ölçme kriteri olarak onlara ne kadar düşkün olduklarını ifade ederler. Öncelikle aşırı düşkün olmakla çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak ilgi ve sevgi verme arasındaki farkı tartışmak gerekiyor. Bir anne veya babanın en önemli sorumluluklarından biri çocuğunun tıpkı fiziksel ihtiyaçları gibi duygusal ihtiyaçlarını da karşılamaktır. Çocuk, aç kaldığında beslenmesi gerekiyorsa, sevgiye aç olduğunda da sevgiyle beslenmelidir.
Anne ve babası için özel ve değerli olduğu hissetmek çocuğun özgüvenini destekleyen bir durumdur. Fakat bu düşkünlük çocuğun bireysel alanının içine girmeye başlıyorsa, o zaman özgüveni desteklemekten ziyade kösteklemeye başlar. Örneğin parkta diğer çocuklarla beraber kaydıraktan kaymak isteyen bir çocuğu düşünelim. Çocuğuna “çok düşkün” olan anne çocuğun düşmesinden, zarar görmesinden kaygılanarak yalnız gitmesine izin vermez ve çocukla beraber park alanına gider. Diğer çocuklar tek başlarına özgürce koşup oynarken onu koruyan annesiyle birlikte çocuk bir türlü gruba tam olarak dahil olamaz çünkü her adımında annesi arkasında olduğundan bir süre sonra diğer çocuklar kendi aralarında koşturmaya başlarlar. Bu örnekte de olduğu gibi kimi zaman, çocukları gereğinden fazla koruma çabasında olmak çocuğa zarar verir bir boyuta gelebilir. Önemli olan sevgi ve ilgiyi verirken çocuğa aynı zamanda hareket alanları da bırakmaktır. Aksi taktirde aşırı korumacı anne babalar çocuklarının bireyselleşmelerini geciktirmiş olurlar.
Neler yapılabilir?
Çocuğunuzu koruma konusunda kendinizi frenleyin. Bazen öğrenmesi için düşmesi gerektiğini unutmayın.
Bireyselleşmesi için ona imkan tanıyın. Ona küçük sorumluluklar verin.
Her şeyi onun adına yapmayın. Bırakın, kötü de olsa bazı şeyler o kendi başına yapsın.
Arkadaşlarıyla bir anlaşmazlık yaşadığında, taraf olmayın. Sadece dinleyin ve çocuğunuzun olayı farklı açılardan bakmasına yardımcı olun.
Kimi zaman başarısızlık yaşamasına izin verin. Böylece gerçek hayatla tanışmasını sağlayın.
Problemleri onun yerine çözmektense, onun kendi problemlerini çözmesi için fırsatlar tanıyın.
İhtiyacı olduğunda her zaman yanında olacağınızı hissettirin. İhtiyacı olduğuna siz onun yerine karar vermeyin.
Ona sevginizi sunun; fakat sevginiz onun bireysel hareket etmesini engelleyecek boyutta olmasın.
Unutulmamalıdır ki, anne babaların çocuklarına çok düşkün olmaları sadece çocuklar açısından değil kendileri açısından da olumsuz sonuçlar doğurabilir. Sınırsız fedakarlık sunan ebeveyn bir süre sonra tükenmişlik hissine, kendi özel hayatının yok olduğu hissine kapılabilir. Ebeveyn ve çocuk birbirine yapışık tek vücut haline gelmektense ayrı ayrı ama ahenkle bir arada bulunan vücutlar halinde yaşamayı amaç edinmelidir.

Alıntıdır

13
Çoğu ebeveyn çocuklarını bilerek ve isteyerek şımartmaz. Zamanla, yavaş yavaş olur: mızmızlanmalara pabuç bırakırsınız, yapması gereken işlerin yapılmamasına göz yumarsınız, gereğinden fazla oyuncak ve şekerleme alırsınız. Ancak, çocuğunuza sahip olduğu şeyler için mutlu olmayı, terbiyeli davranmayı ve istekleri için çalışması gerektiğini öğretmeye başlamanın bazı yolları vardır. Öncelikle eski alışkanlıkları değiştirmeniz gerekir. Yetişkin olan siz olun, çocuğunuza şükran duymayı ve sorumluluk almayı öğretin.
Bölüm 1
Eski Alışkanlıkları Değiştirmek
1
Şımarık davranışları tanımlayın. Çocuğunuz sık sık aksilik hatta tepinme nöbetleri geçiriyor mu, ya da istediğini yaptırmak için kötü şeyler söylüyor mu? Bir konuda ‘hayır’ demiş olmanıza rağmen tekrar başınızın etini yiyor mu? Herhangi bir şey için asla ‘lütfen’ ya da ‘teşekkür ederim’ dediği olmuyor mu? Bütün bu belirtiler şımarık davranışın belirtileridir.
2
Çocuğunuzun şımarık davranışlarına nasıl katkıda bulunuyor olabileceğinizi kendinize sorun. Gözden geçirmeniz gereken birçok etmen vardır, örneğin:
Çocuğunuza hayır demeye korkuyor musunuz? Neden? Hayır dediğiniz zaman ne oluyor?
Çoğu kez aslında kabul etmemeniz gerektiğini bildiğiniz şeyleri onun hatırı için kabul etmiş olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Bir kural koyup, bir talimat ya da bir ceza verip sonradan çocuğunuz bunlara olumsuz tepki verince geri adım atıyor musunuz?
Çocuğunuza sık sık aslında ihtiyacı olmayan hediyeler alıyor musunuz? Aldığınız hediyeler aşırı mı? Çocuğunuz bu tarz davranışınıza alıştı mı?
Yukarıdaki sorulardan herhangi birine evet yanıtı verdiyseniz, büyük ihtimal ile çocuğunuzun şımarık davranışlarına katkıda bulunmuşsunuzdur. Çocuğunuz ona hayır demekten hoşlanmadığınızı, kurallar ve talimatlar konusunda tutarlı olmadığınızı, istediğini elde etmek için özel bir şey yapması gerekmediğini, hatta iyi davranmasına gerek olmadığını öğrenmiştir.
3
“Hayır” demeniz gereken yerde “evet” deme döngüsünü kırın. Basittir, ama değiştirmesi son derece zor bir alışkanlıktır bu. Taleplere boyun eğmek ve öfke krizlerinden kaçınmak daha kolaydır. Ancak bu durumda çocuğunuz karar verme gücünün, yetişkinlerde değil, kendisinde olduğunu öğrenir.
“Hayır” demeye başladığınız zaman çok büyük bir tepkiye hazır olun. Bu olağan bir şey ama eğer yalvarmalara, öfke nöbetlerine ya da sızlanmalara teslim olursanız, tepki giderek artacak ve büsbütün beter hale doğru ilerleyecektir.
Çocuklarınız “hayır” sözcüğünü duymaya başladıktan sonra, giderek alışacaklardır. Hayatın bir gerçeğidir bu, kişi her şeye sahip olamaz, bunu çocuğunuza ya siz öğreteceksiniz ya da o dünyaya çıkacak ve çok daha zor zamanlar yaşayacak.
Hayır dediğiniz için uzun uzadıya açıklamalar yapmaktan kaçının. Söz sahibi olan sizsiniz. Kısa bir açıklamanın hiçbir sakıncası yok ama uzun tartışmalara girmeyin. Aksi takdirde kararınızı bildirmek yerine çocuğu ikna etmeye çalışıyormuş gibi bir izlenim uyandırırsınız.
Örneğin, küçük bir çocuğu akşam yemeği olarak dondurma yememesi gerektiğine ikna etmenin hiçbir yolu yoktur. Dolayısıyla hiç uğraşmayın.
Kararlarınız için iyi bir nedeniniz varsa ve kararlarınızı değiştirmezseniz, çocuklarınız size ve söylediklerinize gerçekten daha çok saygı duyarlar.
4
Çocuğunuzla uyum sağlayın. Bu çok çalışan ebeveynler için zor olabilir ama şımarmış bir çocuğu düzeltmek için bakıcıların yöntem ve kurallarını öğrenmek önemli olabilir. Eğer çocuğunuzla  sağlam bir kişilerarası iletişim, sağlıklı sınırlar ve doğru rol tanımları sağlamadan bir ilişki kurduysanız, bu konuya eğilmenin zamanı gelmiştir.
Eğer çocuğunuza bakım gösterirken hiç kural koymayan ya da uygulamayan bir bakıcınız varsa, bu konuya bakıcı ile birlikte eğilmeniz gerekir. Onlardan istediğiniz şey (ve muhtemelen buna karşılık para ödüyorsunuzdur) siz çalışırken çocuğunuza bakmaları ve esasen bir otorite temsil eden kişi olmalarıdır. Bu onlar tarafından bir çaba gerektirir. Çocuğunuzu emanet ettiğiniz kişinin tembel ve kuralsız biri olmasını istemeyeceksiniz
Bütün aile evdeyken bile, çocuğunuzun odasında ne yaptığını biliyor musunuz? Arada bir öğrenmek için kontrol ediyor musunuz? Odasında kendisine ait bir TV ve video oyunları var mı, izinsiz televizyon izlemeye ya da oyun oynamaya başlar mı? TV ve videoyu ortak bir aile odasına taşımayı düşünebilirsiniz.
Çocuğunuz sizden izin almadan evden çıkıp komşu çocuklarıyla oyun oynuyor mu? Bunu yapıyorsa, bu tür davranışlara derhal bir son vermeniz gerekir çünkü bu, size otorite temsil eden kişi olarak saygısı olmadığını gösterir. Ayrıca kendisi için de gerçekten tehlikeli olabilir. Bir ebeveyn çocuğunun bedenen nerede olduğunu her zaman bilmelidir.
5
Pazarlığa başlayın… zekice. Çocuğunuz her ne zaman sizden bir şey isterse  siz de ondan sizin için bir şey yapmasını isteyin. Gidip komşuyla oyun oynamak mı istiyor  ya da video oyunu mu oynamak “tamam, olur” diyeceğinize, önceden odasını toplamasını ya da bulaşıklara yardım etmesini veya çöpü çıkartmasını isteyin.
6
Aile zamanına öncelik verin. Çocukların şımarmasının en büyük nedenlerinden biri ebeveynlerin çocuklarıyla gerektiği kadar zaman geçirmediklerinden dolayı duydukları suçluluktur. Bir yanda işiniz öbür yanda çocuğun katıldığı etkinlikler (futbol, basketbol vs.) ve herkesin sosyal yaşamı… Basit bir akşam yemeğini bile ailece birlikte yemek zor olabilir
Ne yapıp yapıp çocuklarınızla birlikte olacağınız bir zaman yaratmalısınız, ister beraber yemek yemek olsun, ister sadece rahat bir ortamda sohbet etmek. Çocuklarınız geniş aile çevresiyle de (büyük anne ve babalar, teyzeler halalar amca ve dayılar kuzenler) zaman geçirmelidir. Unutmayın: işler, etkinlikler ve arkadaşlar bugün var yarın yoktur ama aile ilişkileri ömür boyu daimdir.
Bölüm 2
Yetişkin Olmak
1
Sınırları belirleyin. Çocuğunuzu ya da çocuklarınızı aile yaşamının kurallarıyla tanıştırın: kurallar, beklentiler, ev işleri vs. vs.
Bu kuralları kimin koyduğu konusu gayet net ve açık olmalı. Yetişkin olan sizsiniz ve siz herkesin daha iyi olmasına yardım ediyorsunuz. Kurallar, herkesin neyin olması ve neyin olmaması gerektiğini öğrenmesini sağlar. Çocukların kuralları sevmeleri gerekmediğini anlatın ama uymaları beklenmektedir.
2
Açık ve basit beklentiler yaratın. Ne zaman ve nasıl olacağını da belirleyin. Tam olarak ne beklendiğini çocuğunuzun bilmeye ihtiyacı var. Örneğin, ” giysilerini değiştirdiğin zaman çıkarttıklarını yere değil, sepete atmanı istiyorum” ve “bir oyuncakla işin bittiği zaman, önce onu yerine koymanı sonra yenisini çıkartmanı istiyorum.” Her zaman mümkün olduğu kadar belirleyici konuşmalısınız.
3
Tutarlı olun. Bir kez kuralları koyduğunuzda onlara bağlı kalın. Bunu yapmazsanız, çocuğunuzun size başarıyla itiraz edilebileceğini, sizi yok sayabileceğini ve sizinle pazarlık edilebileceğini öğrenir.
Fikrinizi değiştirmeyin. “Eğer bir tek kurabiye” dediyseniz ikincisinin de pek sakıncası olmadığını düşünmeye başlamayın. İlk söylediğinize sadık kalın. İki kurabiyenin o kadar da büyük bir mesele olmadığını düşünseniz bile çocuklar diğer her şeye itiraz etmeye başlayabilirler.
Bir kural çiğnendiği zaman sonucu olmalı (gereksiz tartışma yok) Örneğin, çocuğunuz odasını temizlemesi gerektiği konusunda uyarılmış olmasına karşın temizlememişse cezası ne ise basitçe onu uygulayın.
4
Boş tehditlerden kaçının. Veremeyeceğiniz ya da sonuna kadar götüremeyeceğiniz cezaları vermek tehdidini savurmayın. Zamanla çocuğunuz blöfünüzü görür ve hiçbir sonucu takip etmeyeceğinize inanır.
Belli bir davranış için uygun cezanın ne olduğu konusunda pek emin değilseniz uygulayacağınız sonucu düşüneceğinizi söyleyin. Cezai sonuç kabahate uygun olmalı. Örneğin çocuğunuz iPad’iyle fazla zaman harcıyor ve ev ödevlerini ihmal ediyorsa okul ödevlerinde bir iyileşme görünceye kadar iPad’e el koyun.
5
Mızmızlanmaya, şikâyetlere ya da yalvarmaya teslim olmayın. Bir kere bir şeye “hayır” dediyseniz ya da belli bir davranışa bir ceza verdiyseniz kararınızdan dönmeyin. Sükûnetinizi koruyun; çocuğunuz etrafı velveleye verse bile. Asla teslim olmazsanız, çocuğunuz bu taktiklerin artık işe yaramadığını öğrenecektir.
Herkese açık olan bir yerde gösterdiğiniz bu tutum utanç verici ve bunaltıcı olabilir ama yine de kötü bir davranışa teslim olmaktan iyidir. Mecbur kalırsanız bulunduğunuz mekandan ayrılın ve çocukla evde uğraşın.
6
Başka otorite kişilerini işe dâhil edin. Eşiniz ile aynı tarafta olduğunuzdan emin olun ve büyük anne ve büyükbabaları, çocuk bakıcılarını ve başka bakıcıları yaptığınız işten haberdar edin. Bu insanların sizin çabalarınızı aşırı mızmızlanmaya teslim olarak, kötü davranışları göz ardı ederek ya da çocuğunuzu hediyelere boğarak sabote etmemeleri önemlidir.
Bölüm 3
 Hoşgörüyü ve Sorumluluk Almayı Öğretmek
1
Nezaket kelimeleri öğretmek. “Lütfen” ve “teşekkür ederim” çocuğunuzun gelişen sözcük dağarcığında mutlaka olması gereken kelimelerdir. Eğer dili bunlara alışmamışsa  başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Çocuğa bu kelimeleri öğretmenin en basit yolu onları kendinizin kullanmasıdır.
“Derhal odanı topla!” yerine, “Odanı toplaman gerek, lütfen.” Deyin.
Çocuğunuza bir şey verildiği zaman teşekkür etmeye teşvik etmek için, “Şimdi ne diyeceksin” diye yol gösterin.
Diğer ebeveynden de yardım alın. Akşam yemeğini hazırladıysanız eşinize “Ellerine sağlık, bu yemek için teşekkürler… Ne söyleyeceksiniz çocuklar bu yemek için” gibi şeyler söylemesini isteyin.
2
Tüm aile için ev kuralları koyun. Çocuklar çok küçükken onların arkasından toplamak doğal olarak kabul edilir. Ama mümkün olduğu kadar erken bir zamanda çocuğunuza kendi kendine yetmeyi öğretin ve ailenin her ferdinin evin huzur ve başarısına katkıda bulunması gerektiğini vurgulayın
Çocuğunuza oyundan sonra oyuncaklarını toplamayı öğreterek başlayabilir büyüdükçe başka beklentiler ilave edebilirsiniz.
3
Rol modeli olun. Siz kendiniz çok çalışmazsanız çocuğunuzun çalışkan olmasını bekleyemezsiniz. Çocuğunuzun sizi çalışırken görmesini ve başka şeyler yapmayı tercih ettiğiniz zamanda bile çoğu kez ev işlerini ve başka işleri yaptığınızı bilmesini mutlaka sağlayın
Topluma açık yerlerde nazik olun. Bir şey satın alırken dükkan çalışanlarına, yemek ısmarlarken restoranlarda hizmet verenlere “lütfen” ve “teşekkür ederim” deyin. Yolda yanlışlıkla birisine çarparsanız ya da birinin sözünü keserseniz, “kusura bakmayın” deyin.
4
Ev işlerine birlikte girişin. Daha büyük işler örneğin odasını temizlemek ya da yemekten sonra  bulaşıkları yıkamak gibi işler- çocukların  altından kalkamayacağı işler olabilir. Bu yüzden birlikte çalışın; en azından ilk zamanlarda… Hem böylece işleri doğru yapmasını öğretme fırsatı da bulursunuz. Ayrıca çocuklar da kendilerini daha rahat ve becerikli hissederler.
5
Bir ev-işi programı yapın. Belli bir program izleyerek çalışırsanız bunları başarıyla tamamlama ihtimaliniz artar. Çocuklar da daha az şikâyet etme eğiliminde olurlar. Örneğin pazar günleri daima odalarını temizlemeleri beklendiğini anladıklarında.
Ayrıca, çocuklara ev işlerinin keyifli işlerden önce yapılması gerektiğini de öğretin. O gün yerine getirilmesi gereken bir sorumlulukları varsa fakat karşı komşunun oğlu telefon ederek “gel takılalım, top oynayalım “derse önce işlerini bitirsinler sonra çıkıp oynayabilirler.
6
Sabırlı olmayı öğretin. Çocukların çoğu sabırla çekişme içindedir ama ödülleri için beklemeleri ve/veya çalışmaları gerektiğini öğrenirlerse hayatta daha başarılı olurlar. Çocuğunuza her zaman her istediğini derhal elde edemeyeceğini öğretin.
Arzulanan bir şeyi planlamaya çocuğunuzu da dahil etmenin yararı olabilir. Örneğin bir gezi; önce çocuğunuza belli bir para biriktirmeniz gerekeceğini anlatın. Geziyi beklediğiniz ve planladığınız için bu gezinin büsbütün keyifli olacağının altını özellikle çizin.
Her istediğinizi sizinde anında elde edemediğinize çocuğunuz da şahit olsun. Alış veriş yapıyorsanız örneğin beğendiğiniz bir kot pantolon görürseniz ve almamanız gerektiğini düşünüyorsanız, “Belki de indirime girmesini beklemeliyim, evde hâlâ iyi durumda olan pantolonlarım var.” deyin.
7
Manevi ödüller üstünde durun. Bütçeniz neye müsait olursa olsun çocuğunuza her istediğini almamak daha doğrudur. Özellikle iyi davranışları sadece maddi nesnelerle ödüllendirmemeye çalışın. Bunun yerine, çocuğunuzla birlikte eğlenceli bir şeyler yapın.
Armağanlar yerine teşvik ederek ödüllendirin. Diyelim ki oğlunuz bir futbol maçında çok iyi oynadı. Ona bir armağan alacağınız, onunla ne kadar gurur duyduğunuzu söyleyin. Çocuğunuz eve mükemmel bir karne getirirse ona yeni bir şey alacağınıza kendisiyle son derece gururlandığınızı söyleyin. Ona sarılın ve onu sinemaya götürmeyi ya da birlikte bisikletle gezmeyi teklif edin.
8
Çocuğunuza bazı şeyler için çalışmayı öğretin. Çocuğunuz maddi değeri olan gereksiz bir nesne almaya özellikle hevesleniyorsa bunu ona paranın değerini öğretmek için bir fırsata çevirin. Ev işleri yaparak para kazanmasına ve biriktirmesine yardım edin. Daha pahalı şeyler için paranın bir kısmını biriktirmesini ve gerisini de sizin elinizden gelince tamamlayacağınızı söyleyebilirsiniz.
9
Diğer çocukların nelere sahip oldukları ve neler yaptıkları konusundaki şikâyetler kulaklarınızı tıkayın. Çocuğunuz ” ama başka çocukların şusu var…” ya da “ama arkadaşlarım şunu yapmak zorunda değil…” gibi laflar etmeye başladığı zaman çocuğunuza kendi ailesinin kurallarına uyması gerektiğini söyleyin. En iyisi olduğuna inandığınız şeyleri yaptığınızın altını çizin ve halinden memnun olması gerektiğini çünkü bir sürü çocuğun ondan çok daha az şeyi olduğunu hatırlatın.
10
Sınırlar koyduğunuz ve hayır dediğiniz için özür dilemeyin. Eğer çocuğunuza bir şeyi bütçeniz izin vermediği için alamıyorsanız özür dilemeyin. Sadece doğruyu söyleyin: ” bunu sana almak isterdim, ama alamayacağım. Belki doğum günün gibi özel bir günde alabilirim.” Ya da çocuklarınıza o istedikleri şey için kendilerinin para biriktirmeleri ihtimalinden söz edin.
Kötü bir davranış için daha önceden kararlaştırılmış bir cezayı verdiğiniz için özür dilemeyin. Yapılan bir hatanın sonuçları olması hayatın bir parçasıdır ve çocuğunuzun her zaman keyfi istediği gibi davranamayacağını öğrenmesi gerekir. Şimdi evin kurallarına uyması ona işte de kurallara uymayı ve yetişkin olduğu zaman da kanunlara uymayı öğretecektir.
Özür dilemeyi gerçekten yanlış bir şey yaptığınız zaman için saklayın (örneğin birden öfkelendiniz ve kendinizi kötü hissediyorsunuz). “hayır” demek yanlış değil; ebeveyn olmanın bir parçasıdır.
11
Hayatınızdaki iyi şeyleri birlikte gözden geçirin. İnançlı ve dindar bir aile olmasanız da şükredilecek şeyleri yüksek sesle dile getirmekte hiçbir sakınca yoktur. Çocuklar ilk etapta oyuncaklarından söz etme eğilimindedirler ama onları birbirlerinden, evdeki evcil hayvanlardan, sağlıklarından, başlarını sokacak bir evleri olmalarından ve sahip oldukları güzel yiyeceklerden söz etmeye yönlendirin.
Sizlerden daha az şanslı olanlara yardım etmek için gönüllü olun. Çevrenizdeki hayvan barınağı, evsizler barınağı ya da ücretsiz olarak muhtaç insanlara gıda – eşya dağıtılan yerlerde gönüllü çalışıp çalışamayacağınızı araştırın.Bir liste yapıp ihtiyacı olan insanlara ya da hayvanlara yardım için eşya, yiyecek vs bağışları toplayın. Yardım etmek çocuklarınızın kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacaktır ve aynı zamanda kendi ellerinde olanların kıymetini bilmelerine yol açacaktır.
İp uçları
Şımarık bir çocuğu disipline etmek yavaş bir süreçtir. Bir çocuğu şımartmak da zaman alır ve ona yeni değerler ve daha iyi davranışlar öğretmek de zaman alacaktır.
Çoğu çocuğun başkalarına yardım etme ve şefkat göstermeye doğal bir yatkınlığı ve dürtüsü vardır. Bu dürtüleri başkalarını memnun etmenin insana ne hoş duygular verdiğini vurgulayarak besleyip geliştirin.
Yardım isteyin. Desteğe ihtiyacınız olabilir, başka tecrübeli ebeveynlerden sadece bir tavsiye şeklinde olsa bile destek destektir. Kendi anne babalarınızla konuşun. Eşinizle, aile terapistinize ya da sosyal hizmetlerden birisine danışın, ya da daha iyi bir ebeveyn olmak için fazla öneriler alabileceğiniz ebeveyn eğitimi kursu bulun ve katılın.

Alıntıdır

14
Makaleler / KARDEŞ KISKANÇLIĞI DEĞİL, KARDEŞLE YAŞAMA UYUM
« : Aralık 14, 2019, 05:45:23 ÖÖ »
Aileye katılan yeni bebek, herkes için köklü bir yeniliktir. Bu duruma uyum sağlamak tüm aile üyeleri için bir ihtiyaçtır ve zaman gerektirir. Anne, baba ve kardeşler beraberce toplanırlar bebeğin başına, herkeste meraklı bir şaşkınlık hali muhtemeldir.
 
“Bizi bundan sonra neler beklemektedir?”
 
“Ne kadar da küçük! Ne çok ağlıyor… Ne kadar tatlı, annemin memesi ile ne yapıyor peki? Hep bizimle mi kalacak artık? Ne zaman büyüyecek? Oyun oynamayı ben öğretirim kesin.”….
 
Herkes kadar çok soru vardır küçük kardeşlerin aklında. Herkes kadar şaşkınlardır, herkes kadar heyecanlı ve meraklı. Bu süreci akışından çıkaran ise maalesef büyüklerin hatalı tepkileridir.
 
Akışta kalan çocuk yaşı ile değişen sorularına cevap ararken yavaş yavaş adaptasyon sağlayabilir. Çocukların yetişkinliklere oranlara uyum sağlama becerilerinin çok daha ileri düzeyde olduğunu unutmamak lazım. Bir çocuğun kardeşe uyum sürecinde kendi akışından çıkmaması için yapılmaması gerekenleri yapmamak onun için yapılacak en büyük yardımdır.
 
Kardeş kıskançlığı diye bir şey yoktur! O sizin hüsnü kuruntunuzdur.
 
Bir çocuk anne ve babasının koşulsuz sevgisi ile büyürken aileye katılan yeni bir bireyin bu sevgiyi azaltacağına karşı otomatik bir inanç geliştirmez. Kardeşin kıskanılması gereken bir kişi olduğu bilgisi yine yetişkinlerden çocuğa ulaştırılır. Çocuğun yaptığı şey ise ulaşan bu bilgi ile durumu yeniden yorumlamak olur.
 
Bu sebepten “kıskançlık” kelimesini düşünmeyin, kullanmayın ve çocuğa empoze etmeyin.
 
 
AĞABEYLİK-ABLALIK MÜESSESİ
 
Her çocuk büyümek, ağabey-abla olmak ister ancak ağabey ve abla olmak bir takım sorumlulukları da beraberinde getirirse can sıkıcı olabilir. “Sen artık ağabeysin/ablasın…” diye büyüklerin sık sık hatırlatıldığı bir süreç rahatsızlık verebilir.
 
Büyük çocuk da hala çocuktur. O tek başına bir bireydir. Ve hatta hala küçük bir çocuktur (genelde).
 
“Sen ağabey/abla oldun” yerine, “Siz kardeşsiniz” ifadesi ile çok daha ortak ve birleştirici bir mesaj vermek mümkündür.
 
Merak ettiklerine cevap bulacağı 9 aylık süreç iyi değerlendirilmelidir.
 
Çocuğa bir kardeşinin olacağı müjdeli bir haber gibi verilmelidir. Eğer anne ve babanın yeni bebekle ilgili bir takım kaygıları varsa bu süreç çocuğa yansıtılmamalıdır, onun yanında konuşulmamalıdır. Yeni kardeşin anne ve babası için bir takım sorun, tartışma ve zorluklara sebep olduğunu düşünmek çocuk için kardeşe karşı oldukça negatif bir algı yaratacaktır. Bu konuda dikkatli olmak doğum sonrası sürecinin dinamikleri açısından belirleyicidir.
 
Gebeliğin kalıcı olacağından emin olduktan sonra yani ortalama ilk 3 aylık dönem sonrası yeni kardeş müjdesi vermek, çocukların olası terslikleri yaşamamaları için önemlidir.
 
Sizin için de mucizevi ve sürprizlerle dolu gebelik dönemi çocuğunuz için oldukça büyük bir merak konusudur. Gebelik ve doğum süreciyle ilgili yaşına uygun bilgiler paylaşmak, soru sormasına olanak sağlamak, annenin fiziksel değişimi ve doğum süreci ile ilgili olası endişelerini doğru ve güvenilir açıklamalarda bulunarak azaltmak ve gidermek, kardeşi ile daha anne karnında olumlu bir bağ kurmasına yardımcı olacaktır.
 
Sürece dahil edin.
 
Çocuğunuz 3 yaşından büyükse bebek alışverişi gibi hazırlık süreçlerine dahil edebilirsiniz. Hastane kontrolleri bazı çocuklarda kaygıya sebep olabilmektedir. Hastane, hastalık ile özdeşleştirildiyse bu konuda dikkatli olmak gerekir. Hastaneye birlikte gitmeye karar verdiyseniz, hasta olmadığınızın, canınızın acımadığının, kardeşini göreceğiniz makinelerin hastanede bulunduğunun altını özenle çizin. Çocuğunuz sizin canınızın acımasından endişe duyar. Bu çok normaldir. Bu yüzden her şeyin yolunda olduğunu anlatmanıza ihtiyaç duyması çok normaldir.
 
Cevap bulmayan sorular kaygıya dönüşürken, kaygı her çocukta farklı semptomlara dönüşür.
 
Çocuğun merak ettiği konu ve durumlar sağlıklı cevap ve açıklamalarla aydınlatılmazsa çocuk kaygısıyla baş başa kalır. Kimi çocuk bu kaygı ile içine kapanıp susabilirken, kimi çocuk hırçınlaşabilir. Gebelik ve kardeş olgusuyla “Huyu değişti!” denen çocuk için genelde olan, kaygının davranışsal ifadesidir. Hırçınlaşan bir çocuk kadar sessizleşen bir çocuk da kaygısı bakımından incelenmeli ve yaşadığı sürece bakılmalıdır.
 
İdeal yaş farkı hiç de ideal bir kavram değildir.
 
Her çocuğun olgunlaşma süreci, bağlanma şekli ve tipi; ailenin ihtiyaçları, ve hatta ebeveynlerin ebeveynlik becerileri birbirinden oldukça farklıdır.
 
Çocuğun bir kardeşe hazır olduğu yaştan ziyade, ailenin yeni bir çocuğa hazır olduğu dönemi doğru belirlemek çok daha yerinde olacaktır.
 
Çocuğun sorularına sabırla açıklayıcı bilgiler vererek olası kaygı veren düşüncelerini kontrol altına alabilecekleri, yeni bebeği müjdeli bir haber olarak görüp yaşayabilecekleri ve çocuğun akışta kalmasına engel olacak davranışları sergilemeyecek olgunlukta olabilecekleri zaman, yeni bir bebek için uygun ve ideal zamandır.
 
Ailelerin bu olgunlukta olabilmeleri için evdeki çocuğun kendi ihtiyaçlarını yavaş yavaş karşılamaya başladığı 3 yaşı geçmiş olması birçok aile için kolaylaştırıcı olabilirken, kesin ve katı bir kural değildir.
 
 
 
 
“Sana kardeş yaptık” değil, “Bir çocuğumuz daha olacak”!
 
Aileler bazen toplumsal bazen de evdeki çocuk tarafında bir kardeş daha yapma baskısı yaşarlar. “Çocuk kardeşsiz mi kalacak, olmaz öyle şey!” gibi yorumlara sıkça rastlarız. İnsanların yatak odası ve seks hayatına direk müdahale olan bu yorumu aslına bakarsanız oldukça büyük bir sınır ihlali olarak değerlendiriyorum. İnsanların çocuk yapmaları ve yapmamaları ile ilgili soru sormakla, hangi pozisyonda seks yaptıklarını sormak arasında teknik bir farkın olmadığını söylemek gerek. O yüzden çift olarak bu konuda sınırınızı korumak sizin göreviniz.
 
Kendi çocuğunuzdan gelen bu talep yalnız kalmamak, oyun arkadaşı ihtiyacı gibi gereksinimleri gösteren çok daha masum bir yorum olarak yorumlanabilir ancak yine de “Bu tarz şeylere anne-babalar karar verir.” kısmı net bir şekilde ifade edilmelidir. “Kardeş istiyorum, çünkü…” şeklinde altta yatan ihtiyaçlarını öğrenip doğru yönlendirmelerde bulunabileceğiniz bir diyaloğa dönüştürmek doğru olacaktır.
 
Ve yeni bebek, evdeki çocuğa kardeş olsun diye yapılmamalı, ailenin tüm süreçleri değerlendirildikten sonra alınmış bir çift kararı olmalıdır. “Bir çocuğa daha anne-baba olmaya hazırız.”
 
KARDEŞLE TANIŞMA!
 
Doğumun yöntemi, zamanı, ailenin mevcut dinamikleri ile değişkenlik gösterebilecek kardeşle tanışma günü için ortalama önerilerde bulunurken durumun aileye özgü olarak revize olabileceğinin altını çizmek gerekir.
 
Mümkünse anneyi acı çekerken görmesin.
 
Çocukların anneleriyle aralarındaki bağ oldukça güçlüdür. Hiçbir çocuk annesinin acı çektiğini görmekten hoşlanmaz. Bu durum çocuğun hassasiyetine göre çocukta travmatik etkilere bile sebep olabilir. Bu yüzden çocuk hastaneye mümkünse doğum gerçekleştikten ve annenin durumu stabilleştikten sonra getirilmelidir.
 
 
Baş başa kalmak bir ihtiyaçtır.
 
Mümkünse kardeşini göreceği yer hastane odası olarak planlanabilir. Hastane odasında anne, baba ve çocuklar baş başa bırakılmalı; en azından gereksiz kalabalık mümkün olduğunca engellenmelidir. Eğer tanışma anı evde gerçekleşecekse de aynı şekilde ailenin bir arada ve kalabalıktan uzak olması asgari oranda sağlanmaya çalışılmalıdır.
 
Eğer okuma yazma bilen bir çocuğunuz varsa gebelik sürecinde kardeşine bir mektup yazabilir, daha küçükse bir resim yapabilir ve tanışma anında yanında getirebilir. Ayrıca bebeğe dokunmasına, onunla konuşmasına ve iletişim kurmasına olanak sağlamak oldukça önemlidir.
 
Tanışma anı hakkında gebelik boyunca konuşmak, güzel hayaller kurmak, birlikte heyecanlanmak da hem size hem çocuğunuza oldukça iyi gelecektir.
 
“Kardeşin sana hediye getirdi.” kandırmacası samimi değil!
 
Birçok aile kardeşin büyük çocuğa hediye getirmesi üzerinden bir sevinç yaratmaya çalışabiliyor. Ancak her ödülün içinde bir ceza barındırdığını hatırlayacak olursak kardeşin ancak hediye ile kabul edilebilecek bir kavram olduğu bilgisini bilinç altına göndermek doğru değildir. Kardeş bir hediye/rüşvet ile kabul edilmesi gerekmeyecek kadar hayatın içinden ve gerçektir.
 
Bugün hediye ile kardeşe sevinen çocuk her an böyle bir ödül alamayacağı için hayal kırıklığı yaşayabilir. Ayrıca birçok çocuk kardeşin hediye getirmesini samimi ve gerçekçi bulmazken buradaki kandırmacadan dolayı kendini kötü hissedebilir.
 
Kural koyucu değil, uygulayıcı olun!
 
“Bebeğe dokunmadan önce ellerini yıka, yanında yüksek sesle bağırma, bak uyandırdın gördün mü?” yerine “Bebeğe dokunmadan ellerimizi yıkamalıyız, ben unutursam bana hatırlatır mısın? Hadi gel beraber yıkayalım.” ; “Bebek uyuyor, biraz sessiz konuşayım da uyanmasın.” gibi ifadelerle rol-model olmak çocuğun tepki göstermek yerine size katılmasını sağlayacaktır.
 
Ve belki en önemlisi, siz kendi düzeninizi kurup bebekli hayata hep birlikte adapte olmaya çalışırken bu düzeni (istemeyerek de olsa) baltalayabilecek dış etkenlere karşı güçlü bir sınır çizmeniz hem kendinizi hem ailenizi korumanızı sağlar.

Alıntıdır

15
Çoğu ebeveyn çocuklarını bilerek ve isteyerek şımartmaz. Zamanla, yavaş yavaş olur: mızmızlanmalara pabuç bırakırsınız, yapması gereken işlerin yapılmamasına göz yumarsınız, gereğinden fazla oyuncak ve şekerleme alırsınız. Ancak, çocuğunuza sahip olduğu şeyler için mutlu olmayı, terbiyeli davranmayı ve istekleri için çalışması gerektiğini öğretmeye başlamanın bazı yolları vardır. Öncelikle eski alışkanlıkları değiştirmeniz gerekir. Yetişkin olan siz olun, çocuğunuza şükran duymayı ve sorumluluk almayı öğretin.

Alıntıdır

Sayfa: [1] 2 3 ... 14